oxnic
Confirmed Memb.
Haftalık Aktif
7 Gün Seri
Haftanın Konusu
Tartışma Başlatıcı
10 Rozet
Sharer I
İçerik Kaşifi
Günlük Ziyaretçi
İlk Paylaşım
İlk Mesaj
İlk Beğeni
Profilini Tamamla
Doğrulanmış Üye
- Katılım
- 30 Tem 2026
- Konular
- 24
- Mesajlar
- 149
- Tepkime puanı
- 26
- Konum
- Hotline Üretim Fabrikası
- Web sitesi
- onyxinc.wuaze.com
- Discord
- onyxincorg
- RC Point
- 0
| Evet beyler bu geldi sonunda iyi keyifler okurken |
AVM’nin zemin katındaki devasa LC Waikiki mağazasında, vitrinin tam göbeğindeki mankende duran 2.400 TL’lik kışlık şişme mont, Mahmut’un radarına girmişti. Bütçesi ise sadece bozukluklardan ibaret 15 TL idi. Sıradan bir pazarlık AVM kurumsalında sökmeyeceği için Mahmut, mağaza müdürü Vedat Bey’i delirtme odaklı "psikolojik kuşatma" operasyonunu başlattı.
Sabah 10.00’da mağazanın cam kapıları açılır açılmaz ilk müşteri içeri süzüldü. Üzerinde beyaz laboratuvar önlüğü, elinde büyüteç ve boynunda stetoskopla Mahmut, tekstil patoloğu kılığındaydı. Doğrudan vitrindeki montun yanına gitti, fermuarını çekip burnunu kumaşa dayadı ve derin bir nefes alıp mağazanın ortasında bağırdı:
— "Aman Allah'ım! Kaz tüyü değil bu, resmen sentetik bataklık lifi! Havalandırmadaki mikroklimayı bozuyor, mağaza personeli öğlene kadar oksijensiz kalacak!"
Müdür Vedat Bey koşarak geldi: "Beyefendi ne yapıyorsunuz, kurumsal ürünümüz o!" Mahmut kafasını iki yana sallayıp "Tarih bunu affetmeyecek" diyerek hızlı adımlarla çıktı.
Saat 11.30’da içeri başında kask, elinde su terazisi ve cetvelle statik denge uzmanı girdi. Montun asılı olduğu metal askılığı milim milim ölçtü:
— "Müdür nerede? Bu montun sol cebindeki dikiş ağırlık merkezini 4 milim kaydırmış. Tüm reyon sola doğru 1.2 derece eğim yapıyor. Deprem anında reyon çöker, altındaki reyon şefini ezer!"
Vedat Bey şaşkınlıkla askılığı düzeltmeye çalışırken Mahmut çoktan güvenlik kapısından geçmişti.
Öğleden sonra operasyon absürtlüğün zirvesine çıktı:
Saat 21.30’da, mağazanın kapanmasına yarım saat kala Mahmut, üzerinde sıradan bir eşofman takımı ve elinde A101 poşetiyle son derece masum bir genç olarak kasaya yanaştı. Gözlerini kısıp sepetteki hırpalanmış monta baktı:
— "Kolay gelsin abi. Bizim mahalledeki sokak köpeği Kulaklı çok üşüyor da kulübesinin altına sermek için şöyle atılacak, defolu, işe yaramaz eski bir bez parçası bakıyordum. Şu sepetteki paçavrayı 15 liraya hurda niyetine verir misiniz bana? Çöpe gideceğine hayrınız dokunsun."
Vedat Bey, gün boyu aklını kaçırma noktasına getiren, personelin moralini sıfırlayan o 'lanetli' monttan ebediyen kurtulma fırsatını görünce elleri titredi. Barkodu anında "geri dönüşüm/atık hibe" olarak sisteme girdi, montu büyük bir boy poşete tıkıp iki eliyle Mahmut’a uzattı:
— "Al kardeşim al! Köpeğe mi serersin, sobaya mı atarsın ne yaparsan yap, yeter ki şu AVM sınırlarından çıkar şunu! Üstüne sana personelin içmediği sodalardan da vereyim, helali hoş olsun!"
Mahmut 15 lirayı kasanın kenarına bırakıp poşeti kaptığı gibi yürüyen merdivenlere yöneldi. Otoparkta arabasının bagajındaki laboratuvar önlüğünü, su terazisini ve bakır çubukları kenara fırlattı; sıfır montun fermuarını boğazına kadar çekip AVM'nin soğuk kış gecesine doğru zaferle yürüdü.
AVM’nin zemin katındaki devasa LC Waikiki mağazasında, vitrinin tam göbeğindeki mankende duran 2.400 TL’lik kışlık şişme mont, Mahmut’un radarına girmişti. Bütçesi ise sadece bozukluklardan ibaret 15 TL idi. Sıradan bir pazarlık AVM kurumsalında sökmeyeceği için Mahmut, mağaza müdürü Vedat Bey’i delirtme odaklı "psikolojik kuşatma" operasyonunu başlattı.
Sabah 10.00’da mağazanın cam kapıları açılır açılmaz ilk müşteri içeri süzüldü. Üzerinde beyaz laboratuvar önlüğü, elinde büyüteç ve boynunda stetoskopla Mahmut, tekstil patoloğu kılığındaydı. Doğrudan vitrindeki montun yanına gitti, fermuarını çekip burnunu kumaşa dayadı ve derin bir nefes alıp mağazanın ortasında bağırdı:
— "Aman Allah'ım! Kaz tüyü değil bu, resmen sentetik bataklık lifi! Havalandırmadaki mikroklimayı bozuyor, mağaza personeli öğlene kadar oksijensiz kalacak!"
Müdür Vedat Bey koşarak geldi: "Beyefendi ne yapıyorsunuz, kurumsal ürünümüz o!" Mahmut kafasını iki yana sallayıp "Tarih bunu affetmeyecek" diyerek hızlı adımlarla çıktı.
Saat 11.30’da içeri başında kask, elinde su terazisi ve cetvelle statik denge uzmanı girdi. Montun asılı olduğu metal askılığı milim milim ölçtü:
— "Müdür nerede? Bu montun sol cebindeki dikiş ağırlık merkezini 4 milim kaydırmış. Tüm reyon sola doğru 1.2 derece eğim yapıyor. Deprem anında reyon çöker, altındaki reyon şefini ezer!"
Vedat Bey şaşkınlıkla askılığı düzeltmeye çalışırken Mahmut çoktan güvenlik kapısından geçmişti.
Öğleden sonra operasyon absürtlüğün zirvesine çıktı:
- Saat 13.00’te paranormal enerji uzmanı olarak geldi; elindeki iki bakır çubuğu montun önünde sallayıp "Bu kumaşta aşırı negatif aura var, bu mont burada durduğu sürece bu mağazada bir tek çorap bile satamazsınız" diyerek personelin aklına şüphe tohumu ekti.
- Saat 14.15’te aşırı duygusal tiyatro oyuncusu kılığında montun önünde diz çöküp "Bunu diken terzinin gözyaşları ilmiklere işlemiş, dram var bu dikişlerde!" diye ağlama krizine girdi.
- Saat 15.45’te başında aşçı şapkasıyla gurme şef olarak gelip montun etiketini kokladı ve "Sentetik oranından ötürü beşamel sos kıvamı tutmaz bunda, çok yazık" dedi.
- Saat 17.00’de emekli coğrafya öğretmeni rolünde harita açıp "Bu desen Orta Asya kuraklığını temsil ediyor, müşterinin içini karartıp alışveriş iştahını kesiyor" diyerek reyondaki diğer müşterileri kaçırdı.
Saat 21.30’da, mağazanın kapanmasına yarım saat kala Mahmut, üzerinde sıradan bir eşofman takımı ve elinde A101 poşetiyle son derece masum bir genç olarak kasaya yanaştı. Gözlerini kısıp sepetteki hırpalanmış monta baktı:
— "Kolay gelsin abi. Bizim mahalledeki sokak köpeği Kulaklı çok üşüyor da kulübesinin altına sermek için şöyle atılacak, defolu, işe yaramaz eski bir bez parçası bakıyordum. Şu sepetteki paçavrayı 15 liraya hurda niyetine verir misiniz bana? Çöpe gideceğine hayrınız dokunsun."
Vedat Bey, gün boyu aklını kaçırma noktasına getiren, personelin moralini sıfırlayan o 'lanetli' monttan ebediyen kurtulma fırsatını görünce elleri titredi. Barkodu anında "geri dönüşüm/atık hibe" olarak sisteme girdi, montu büyük bir boy poşete tıkıp iki eliyle Mahmut’a uzattı:
— "Al kardeşim al! Köpeğe mi serersin, sobaya mı atarsın ne yaparsan yap, yeter ki şu AVM sınırlarından çıkar şunu! Üstüne sana personelin içmediği sodalardan da vereyim, helali hoş olsun!"
Mahmut 15 lirayı kasanın kenarına bırakıp poşeti kaptığı gibi yürüyen merdivenlere yöneldi. Otoparkta arabasının bagajındaki laboratuvar önlüğünü, su terazisini ve bakır çubukları kenara fırlattı; sıfır montun fermuarını boğazına kadar çekip AVM'nin soğuk kış gecesine doğru zaferle yürüdü.